İçeriğe geç

Herkes Gibi

Hiç planlamadan yaşamak mı yoksa günün dakikasını dakikasına uydurmak mı daha zevk verir insana? Buna eğer ben cevap verirsem planlamamak derim. Nedenini henüz anlamasam da severiz plansız olmayı çoğumuz, tabii sağlıklı mı onu bilemem. İroniktir ki küçüklüğümden beridir hep planlı yetiştirildim, saati saatine her şey planlıydı. Belki de bu yüzden plansızlığı tercih ediyorum artık.

Konuyu bağlamaya çalıştığım yer biraz farklı aslında. Dün, yani pazar günü, daha önce de fark ettiğim ama hiç yazı yazacak kadar üstünde durmadığım bir şey takıldı aklıma: Her pazar günü diğer günlere kıyasla hep daha melankolik ama huzurlu; nostaljik ama tatmin hissederim. Tam bu duyguları düşünürken şarkı listemde bir sürü sanatçının da pazar gününe şarkılar yazdıklarını fark ettim.

Mesela pazar denince benim aklıma hep soğuk, güneşli kış sabahları gelir. Yatakta tembellik yapasım gelir, herkes gibi güneşi görünce. Yataktan kalktığım gibi melankoli başlar, günü planlamam. Sadece o içimde hissettiğim duygu karmaşasıyla ve her yerde uçuşan düşüncelerimle yalnız olmak isterim, kısacası her şeyi kendi haline, olması gerektiği haline, bırakırım. “Kahvemi alıp kitabımın başına geçerim.” gibi cümleler kurmak istesem de ben onu başaramam. Nedense hiçbir zaman romantize edildiği kadar sıcak gelmemiştir o cümle bana, hem bu yazıda samimi olmam da gerekmez mi?

Bir de hep aklıma Hugo’nun satırları gelir aklıma kazınmış gibi: “Tanrı’nın bana görmeyi nasip ettiği, güneş olduğundan kesinlikle emin olduğum o sarı ışığın yansımasını gördüm. Ben, güneş severim.” O hüzünlü duyguların arasından sıcacık hisler de bulurum. Sadece his; ne bir açıklaması var ne bir nedeni. Herkesin anlayabileceği bir his bu, ama ben açıklayamam. Açıklamadan, düşünmeden, anlatmadan yaşanılan hissiyatlar, duygular daha değerli değil midir zaten? Hala makineleşmediğimizi hatırlatabilir mesela, tamamen bize kalmış.

Bazen, pazar sabahlarına dönmek ne iyi gelir. Duygularımızla yaşayabilmek, onlarla yan yana olmak. Kendimizi kasmadan, özgür bırakarak. Kelebekler gibi belki…

Tarih:Genel

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir